Pilates Evi

Joseph Hubertus Pilates

Günümüzde yaygın ve etkin bir yaşam tarzı olarak benimsenen Pilates’in yaratıcısı olan Joseph H. Pilates, 1880 yılında Almanya’da dünyaya gelmiştir.Küçük yaşta astım, raşitizm, romatizma hastalıklarına yakalanan J. H. Pilates, bu hastalıkları yenme yolundaki kararlılığı ile yoga ve zen meditasyonunu keşfederek yüzme, boks, jimnastik, dans ve ağırlık antremanları gibi birçok farklı yöntem denemiştir.

1.Dünya Savaşı’nın baş göstermesi ile 1914’te J. H. Pilates boksör olarak İngiltere’ye göç etmiştir. Savaş sırasında Lanchester yakınlarında bir enterne kampında esir düşen J. H. Pilates, savaş süresince burada tutuldu. Bu zaman dilimi içerisinde hem Doğu’nun hem de Batı’nın zekasını ve ruhunu, Yoga’nın nefes tekniğini, jimnastiğin vücuda yönelik tekniklerini izleyerek her birinin en etkili yönlerini seçip ve bunları anatomi konusundaki bilgisi ile birleştirerek dayanıklılığın mükemmel dengesine ve esnekliğine sahip bir sistem ortaya koymuştur. Bu sistemi kendi gibi esir düşen mahkumlara uygulayarak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 1918 – 19 yılları arasındaki grip salgınında onun egzersiz programına katılan esir arkadaşlarının bu durumdan hiç etkilenmemeleri ve sağlıklarının hergeçen gün daha iyi olmasını fark eden kamp sorumlusu, J. Pilates’i Isle Of Man’daki hastaneye atadı. O dönemde morfin ve ameliyat dışında hastalara uygulanabilecek tedavi yöntemi neredeyse yok gibiydi. J. Pilates sorumlusu olduğu 30 hastanın yataklarına yaylar takarak ilk Cadillac’ı oluşturdu. J. Pilates’in egzersiz programına katılan hastalar kısa sürede iyileşme göstermeye başladılar ve bir çok kişinin ölümüne sebep olan salgın hastalıklarının hiçbirine yakalanmadılar.

J. Pilates, 1920 yılında eşi Clara ile birlikte günümüzde halen faaliyette olan ilk stüdyosunu Manhattan’da bulunan “New York City Ballet” binasında kurmuştur. J. Pilates sürekli yeni egzersiz aletleri üretmeye çalıştı ve Reformer, Wunda chair, Cadillac, Ladder Barrel gibi bir çok mükemmel ekipmanlar dizayn etmiştir. Yine o dönemde dansın devrimcilerinden ve ünlü koreograflarından olan Martha Graham ve George Ballanchine’ninde beğenisine kazanan Pilates metodu, başta Avrupa olmak üzere tüm Dünya’da kanıtlanmış ve hak ettiği üne kavuşmuştur.

Pilates Nedir?

J. H. Pilates’in “contrology” adını verdiği bu eşsiz metod, değişik şekillerde kasların uzamasını ve aynı zamanda güç kazanmasını sağlar. Bedenin dengeli tutulmasına yardımcı olan ve omurgayı desteklemekte önemli işlevi olan temel kaslar üzerine yoğunlaşılan bir egzersiz programıdır.

Bu egzersizlerin amacı karın ve sırt bölgelerini eşit oranda güçlendirip, vücudumuzun üst kısmında sağlam bir iskelet oluşturmaktır. Eklem ve kemikleri hayat boyu korumak için kas güçlendiren, esneten ve özellikle içsel karın kaslarının kuvvetlendirilmesi esasına dayanan bu sistem ile gelecekte omurgada veya belde oluşabilecek ağrı ve duruş bozukluklarına bağlı sakatlanmaları önlemektir. Bu metot vücudun merkezini kuvvetlendirerek kısa bir sürede omurganın dik bir duruş kazanmasını sağlar.

Her harekete farklı nefes teknikleri eşlik etmektedir. Bu, güçlü bir çekirdek kası oluşturmaya ve vücut esnekliğini arttırmaya yardımcı olmaktadır. Bu metod ile beraber vücudunuz yaşınıdan bağımsız bir şekilde dinçleşir ve gençleşir. Pilates metodu vücudunuzun duruşunu düzeltir, koordinasyon kazandırır, solunumu düzenler ve dayanıklılık kazandırır.

Pilates metodunun diğer fitness programlarından farkı nedir?

Vücudumuzu çalıştırmaya yönelik sayısız imkanlar vardır ve her geçen gün yenisi eklenmektedir. Birçok insan, vücutlarını formda tutmak için, sayısız çarelere başvursalar da, ne kadar çaba gösterseler de düzensiz ve bilinçiz yapılan sporlar yüzünden, vücutlarında oluşan kas ağrılarından ötürü kısa sürede isteklerini yitirerek çalışmalarını yarıda bırakmaktadırlar.

Pilates metodunu diğer spor dallarından ayıran en önemli özellik, akciğer ve kalp üzerine aşırı bir baskı uygulamadan omurgayı zorlamadan gerçekleştirilmesidir. Her bir egzersiz çalıştırdığı kasları güçlendirmek ve uzatmak için tasarlanmıştır. Böylece eklemler açılır ve kas gerilimleri yok edilir. Her bir egzersiz için geliştirilmiş özel nefes teknikleri, bedendeki enerjinin bu bölgelere gönderilmesine yardım ederken, bedenin geri kalanının rahatlamasını sağlar. Bu metod sert ve ani kas germelerine başvurmak yerine adaleleri uzatıp güçlendirmeye odaklanarak, karın, sırt ve kalça kaslarını kuvvetlendirip, gücünü kaybetmiş kasların yeniden güç kazanmasını sağlar.

Günümüzde Pilates tekniği tüm dünya çapındaki hastane ve fiziksel terapi merkezleri tarafından  bel ve sırt ağrıları, romatizma, kireçlenme ve kemik erimesi gibi rahatsızlıkları tedavi edici amaçlı uygulanmaktadır. Kısaca Pilates, hem zihinsel hem de bedensel tedavi uygulayan tek antrenman metodudur.

Pilates kimler için elverişli?

Başta masa başı çalışanları ve gelişim yaşındaki çocuklar olmak üzere profesyonel dansçı ve sporcular açısından da son derece etkili bir metottur. Her 5 kişiden 1’i, yaşamının büyük bir bölümünü masa başında çalışarak geçirmek zorunda kalmaktadır. Omurganın düzgün kullanılmadığı duruş bozuklukları, vücut dengesinin bozuk olduğu yanlış oturuş pozisyonlarında uzun süre kalınması kaslarda gerilme, yorgunluk ve ağrılı kas spazmlarına neden olur. Bunun sonunda kişilerde kireçlenme, sırt ve bel ağrıları gibi kalıcı sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Pilates metodu omurların arasını esneterek daha sağlıklı ve dik bir omurganın oluşmasını sağlar. Aynı zamanda vücutta zamanla oluşan yığılmalar da bu sayede yok edilir. Bu metot düzenli uygulandığında duruş bozukluğu ve hareketsizlikten kaynaklanan sırt ve boyun ağrılarına çözüm olmaktadır. Tüm bunlar Pilates metodunun son 80 yıl içerisinde sadece profesyonellerin maksimum performansa ulaşmalarında değil, insanları tedavi etmede de neden bu kadar başarılı olduğunu açıklar.

A.B.D.’deki fizik tedavi uzmanları, ortopedistler ve cerrahi pratisyenler, ufak bağ dokusu zedelenmelerinde hastaların Pilates metodunu uygulamalarının, bu metodun ufak kas dokusu zedelenmelerini tedavi edici nitelikte olduğu açıklamasını yapmışlardır.  Günümüzde maalesef eğitimsiz hocalar tarafından biliçsizce uygulanan Pilates derslerinde sakatlanma riski taşıyan insanların, bu konuda daha duyarlı ve bilinçli olmaları gerektiğine inaniyoruz. Bu nedenle metodun uzman Pilates eğitmenleri eşliğinde uygulanması gerekliliğini hatırlatmak isteriz.

Pilatesin Faydaları

Skolyoz, kemik erimesi, kifoz, lordoz, bel ve sırt ağrıları gibi rahatsızlıklarda kısa sürede çok iyi sonuçlar verdiği kanıtlanmıştır. J. Pilates’in fizik tedavi prensiplerini temel alarak icat etmiş olduğu ekipmanlarla ve hazırlanan tedavi programları ile en kısa zamanda sağlığınıza kavuşmanız sağlanmaktadır.

Central Pilates Studio bu amaçla kurulmuş, profesyonel anlamda hizmet veren en önemli pilates merkezlerinden biridir.   Yapmanız gereken tek şey, beden sağlığınız için geleceğe yatırım yapmaktır.

Skolyoz

Çocugunuzun omurga gelişimine özen gösteriyormusunuz? 

Türkiye’de maalesef her 10 kız çocuğundan biri bu hastalığa yakalanıyor. Özellikle 9 ile 15 yaş arasındaki kız çocuklarının buluğ döneminde ortaya çıkan bu omurga deformasyonu, çocukların kemik gelişimini ve geleceğini tehtid etmektedir. Buluğ çağında ortaya çıkan skolyoz ağrı yapmaz ve tespit edilmesi zordur. Zamanında teşhis edilemeyen omurga eğrilikleri ilerlemişse, çocukların normal gelişimleri engelleniyor ve cerrahi müdehale gerektiriyor. Erişkinlik döneminde, 40 derece ve üzeri skolyozlu hastalarda herhangi bir tedavi uygulanılmadığı taktirde ciddi sırt ve bel ağrılarına neden oluyor. Eğrilik 70 derecenin üzerine çıktığında ise azalan akciğer kapasitesine bağlı olarak, kalp ve akciğerin yetersiz çalışmasına, böbrek yetmezliğine ve fiziksel bozuklulara neden oluyor. Skolyoz, buluğ çağ döneminin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle, çocuğunuzun omurga gelişimini, kemik gelişimini tamamlayıncaya kadar kontrol ettirmelisiniz. Skolyoz hastalığına zamanında müdehale edildiğinde tedavisinde yüzde 100’e varan bir başarı sağlanmaktadır.

Tedavi 

Tedavi, skolyozun tespit edildiği andaki derecesine ve çocuğun muhtemel büyüme oranına göre değişmektedir. Central Pilates Studio olarak görevimiz, sizleri skolyoz konusunda bilinçlendirip, dalında uzman doktorlar ve studyomuzdaki uzman eğitmenler ile tedavi sürecini başlatmaktır. Amaç, eğriliğin yönüne ve kişiye göre düzenlenen egzersiz programları ile bedenin asimetrik duruşunu düzeltmek ve günlük yaşam aktiviteleri sırasında düzgün postürü korumayı öğretmektir. Egzersizlerin temelinde solunum egzersizleri, denge ve hareket egzersizleri ile eğrilik tarafını düzeltmek ve vücudun yeniden denge kazanmasını sağlamak vardır. Bu programda amaç, kişiyi kendi durumu konusunda bilgilendirmek, eğriliğinin derecesinin ilerlemesini engellemek ve vücuda düzgün bir duruş kazandırmaktır.

Osteoporoz

Kemik erimesi diğer adıyla osteoporoz kemik doku yoğunluğunun azalması nedeniyle dayanıklılığın azalması, yani zayıflayarak kalitesinin düşmesidir. Kemik erimesinin şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır. Özellikle bayanların korkulu rüyası haline gelen kemik erimesi hastalığı, kadınların sağlıklı yaşlanmalarını tehdit etmektedir. Kemik dayanıklılığının azalması özellikle omurga ve kalça olmak üzere tüm iskelet sisteminde kırıklara neden olabilir. Küçük bir travma sonrasında kırılmalar meydana gelir ve çok ciddi ağrılara neden olur. Kemik erimesi hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir faktördür.

Belirtileri 

-Kemik ağrıları ( özellikle sırt ve bel bölgesinde )
-Omuzların öne düşmesiyle sırt bölgesinde oluşan kamburluk
-Boy kısalması

Tedavi 

Osteoporoz yani kemik erimesi erken teşhis edilirse tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Kemiklerin korunmasını ve güç kazanmasını sağlayan en etkin tedavi yolu öncelikle fiziksel aktiviteden ve doğru beslenmeden geçiyor. Pilates metodu omurgaya bağlı olan sırt kaslarına odaklanarak o bölgedeki kasları kuvvetlendirip, omurganın dik bir duruş kazanmasını sağlar. Böylelikle omurgada zamanla oluşan yığılmalar ve ağrılar yok edilir. Uzmanlar bu rahatsızlığın sonrası değil, öncesi için uyarıyorlar. Kemik erimesinin önlenebilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu bilmek gerekmektedir. Erken tanı konulması bu açıdan son derece önemlidir.